Değerli Paydaşlarımız,
2025 yılı, küresel ekonomide enflasyonla mücadelenin önceliklendirildiği, artan jeopolitik riskler ve değişen ticaret politikalarının piyasa dinamiklerini önemli seviyede etkilediği bir dönem oldu. 2024 yılında başlatılan faiz indirim döngülerinin gecikmeli etkileri yıl geneline yayılırken, özellikle ABD’de yönetim değişimi sonrası güç kazanan korumacı politikalar ve gümrük vergilerine ilişkin atılan adımlar, küresel risk iştahını baskılayan temel unsurlar arasında yer aldı.
ABD Merkez Bankası, iş gücü piyasasında gözlenen dengelenme ve enflasyondaki kademeli gerilemenin etkisiyle daha esnek bir politika çerçevesi benimsedi. Özellikle yılın ikinci yarısında hızlanan gevşeme adımları kapsamında, Eylül ayından itibaren yapılan indirimlerle politika faizini toplamda 75 baz puan düşürdü ve yılı %3,50–%3,75 aralığında tamamladı.
Öte yandan Avrupa Merkez Bankası, 2024 yılında başlattığı faiz indirimlerine 2025 yılının ilk yarısında da devam etti. Ancak hizmet enflasyonundaki katılık ve ekonomik aktivitedeki kırılgan görünümü nedeniyle yılın ikinci yarısında politika faizlerini sabit tuttu.
Büyüme tarafında ise sıkı finansal koşullar ve artan ticaret kısıtlamalarının etkisiyle ABD ekonomisi %2,2 oranında büyürken, Euro Bölgesi’nde büyüme %1,5 ile sınırlı kaldı. Buna karşın Çin ekonomisi, gayrimenkul sektöründeki yapısal sorunlara ve dış ticaret baskılarına rağmen uygulanan mali teşviklerin desteğiyle %5 oranında büyüme kaydederek küresel büyümeye en yüksek katkıyı sağlayan ekonomilerden biri oldu.
Küresel ölçekte artan jeopolitik riskler, ticaret politikalarındaki yön değişimleri ve finansal koşullardaki dalgalanmalara rağmen Türkiye ekonomisi, kararlılıkla uygulanan politikalar sayesinde makroekonomik istikrarını güçlendirmeyi sürdürdü. Yılın ilk yarısında TCMB sıkı parasal duruşunu korudu. Yılın ikinci yarısından itibaren ise dezenflasyon sürecinde kaydedilen ilerlemeyi gözeterek kontrollü ve kademeli bir gevşeme sürecine geçti. Bu çerçevede politika faizi yıl sonunda %38 seviyesine indirilirken, parasal aktarım mekanizmasının etkinliği makroihtiyati tedbirlerle desteklendi. Uygulanan politika bileşiminin etkisiyle yıllık enflasyon, 2025 yılında belirgin bir düşüş eğilimi sergileyerek 2024 yıl sonuna göre 13,49 puan geriledi ve %30,89 seviyesinde gerçekleşti.
Ekonomik aktivite tarafında ise büyüme kompozisyonu daha dengeli bir yapıya kavuştu. Türkiye ekonomisi 2025 genelinde istikrarlı ve ılımlı bir büyüme patikası izleyerek yıl sonunda %3,6 oranında büyüme kaydetti.
Biz de VakıfBank olarak 2025 yılında sürdürülebilir büyüme vizyonumuz doğrultusunda Türkiye bilançosu için katma değer üretmeye ve milli ekonomimize destek vermeye kararlılıkla devam ettik. Aktif büyüklüğümüzü bir önceki yıla göre %34 oranında artırarak 5,4 trilyon TL seviyesine ulaştırdık ve Türkiye’nin halka açık en büyük bankası konumumuzu bu dönemde de güçlü bir şekilde sürdürdük. Varlık yapımızın temel taşını oluşturan canlı kredilerimizi %46 artışla yaklaşık 3 trilyon TL seviyesine taşıyarak, reel sektörün ve hane halkının finansal ihtiyaçlarına kesintisiz çözüm sunmaya devam ettik.
Üretimi, ihracatı ve istihdamı merkeze alan selektif kredi politikamız doğrultusunda ticari kredilerimizi %46 oranında artırarak 2,3 trilyon TL’ye yükselttik. Toplumun her kesiminin yanında olma misyonumuz çerçevesinde bireysel kredilerimizi ise %44 artışla 579 milyar TL seviyesine ulaştırarak hane halkının yanında olmaya devam ettik.
Bu dönemde VakıfBank olarak Türkiye ekonomisinin lokomotiflerinden olan ihracat sektöründe yeşil dönüşümü hızlandırmak, işletmelerin küresel rekabet gücünü artırmak ve sürdürülebilir taşımacılığı teşvik etmek amacıyla çevreci ticari araç alımlarına özel yeni bir finansman paketini hayata geçirdik. Bu kredi paketini yalnızca bir finansman ürünü olarak değil, Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınma vizyonuna uyumlu stratejik bir adım olarak konumlandırdık.
Ayrıca şirketlerin yenilenebilir enerji yatırımlarından enerji verimliliğine, atık yönetiminden döngüsel ekonomiye kadar pek çok alanda yapacakları harcamaları finanse etmek için KOBİ’lere Özel Yeşil Dönüşüm ve Sürdürülebilirlik Destek Kredisini çıkardık. Böylece çevre dostu çözümlerimizle de KOBİ’lerin dönüşümünü destekledik.
Fonlama tarafında ise ana kaynağımız olan toplam mevduatımızı, yıllık %36 artışla 3,4 trilyon TL’nin üzerine taşıdık. Tabana yaygın ve uygun maliyetli kaynak temini stratejimiz doğrultusunda tasarruf mevduatımızı %28 artışla 1,5 trilyon TL’ye, vadesiz mevduatımızı ise %69 artışla 1,1 trilyon TL seviyesine çıkardık. Bir yandan müşterilerimizin birikimlerini en doğru şekilde değerlendirmelerini sağlarken, diğer yandan ekonomi yönetimimizin Türk Lirası odaklı politikalarıyla tam uyumlu ürün ve hizmet süreçlerimizi kararlılıkla yönettik.
Uluslararası piyasalardaki güçlü konumumuzu koruyarak bu dönemde 12,8 milyar ABD Dolarlık rekor tutarda taze kaynak temin ettik. 2025 yılına, VakıfBank’ın son yıllardaki en uzun vadeli işlemi olan 700 milyon Dolarlık seküritizasyonla başlarken, 1 milyar Dolarlık sürdürülebilirlik temalı sendikasyon kredimizi de %110 oranında yeniledik. Küresel belirsizliklere rağmen sağlanan bu başarı, uluslararası yatırımcı güveninin ve sürdürülebilir finansmandaki öncü rolümüzün güçlü bir göstergesi oldu. Yılın ikinci yarısında 1 milyar ABD Doları eş değerindeki yeni bir işlemle toplam DPR fonlamamızı 1,7 milyar Dolara yükselttik; 10 yıla varan vadelerde tamamlanan bu işlemler, Fitch tarafından yatırım yapılabilir seviyeye çıkarılan program notumuzun ve sağlam bilançomuzun küresel teyidi niteliği taşımaktadır. Türkiye’deki DPR ihracının yaklaşık %40’ını tek başımıza gerçekleştirerek pazar liderliğimizi sürdürdük.
Öte yandan, Dünya Bankası ile imzaladığımız 1,5 milyar Euro tutarında ve 10 yıl vadeli anlaşma, Türk bankacılık tarihinde tek bir finansal kurumla gerçekleştirilen en yüksek tutarlı işlem olarak öne çıktı. Bu kaynak ile başta kadın ve genç istihdamı ile deprem bölgesinin ekonomik toparlanması olmak üzere finansal kapsayıcılığımızı artırmayı hedefliyoruz. Bununla birlikte çok uluslu kalkınma kuruluşlarıyla iş birliklerimizi çeşitlendirerek artırıyoruz. Bu kapsamda Asya Altyapı Yatırım Bankası ile yaptığımız ilk anlaşma kapsamında 300 milyon Dolarlık uzun vadeli kaynak sağladık. Temin edilen bu kaynak ile depremden etkilenen bölgelerde konut ve sosyal altyapının yeniden inşasına katkı sağlayacak projeleri, KOBİ’lerin yenilenebilir enerji, enerji verimliliği ve döngüsel ekonomi gibi iklim dostu yatırımlarını desteklemeyi hedefliyoruz.
Dünyanın en büyük sürdürülebilirlik girişimi olan Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi’nde yer alan ilkeleri VakıfBank olarak büyük bir kararlılıkla desteklemeye devam ediyoruz. Bu dönemde CDP değerlendirmelerinde Su Güvenliği Programı’nda sergilenen sürdürülebilir ve tutarlı performansı koruyarak en yüksek değerlendirme seviyesi olan ‘A’ notumuzu muhafaza ettik. İlk kez yanıtladığımız Orman Programı’nda güçlü yönetişim yapımız ve kapsamlı risk ve fırsat yönetimi yaklaşımımız ile en yüksek skor olan A notunu almaya hak kazanarak çevresel performansımızı çok boyutlu bir şekilde ileri taşıdık. CDP’nin Su Güvenliği ve Ormansızlaşma programlarında 2025 Global A Listesi’nde yer aldık.
VakıfBank olarak yalnızca finansal alanda değil; kültürel mirasın korunması, sanatın yaygınlaştırılması ve gelecek nesillere aktarılması konusunda da aktif rol üstlenmeye bu dönemde de devam ettik. Geçmişimizden bugüne Ankara ve İstanbul galerilerimizde yüzlerce sanatçımızı ağırladık. Türkiye’nin en güçlü kurumsal sanat koleksiyonlarından birini oluşturduk. 2025 yılında da kültür ve sanat alanındaki toplumsal sorumluluk yaklaşımımız doğrultusunda, Türkiye’nin görsel hafızasına eşsiz katkılar sunan usta fotoğrafçı Ara Güler’in eserlerini sanatseverlerle buluşturan özel bir sergiye ev sahipliği yaptık.
70 yıllık köklü geçmişimizi geride bırakıp yeni bir on yıla ilk adımımızı attığımız 2025 yılında 70 milyar TL net kâr elde ettik. Karlılıkla desteklediğimiz özkaynaklarımızı ise bu dönemde %47,1 oranında artırarak 322,4 milyar TL’ye ulaştırdık. Önümüzdeki dönemde de sürdürülebilir, verimli, kârlı ve kaliteli büyüme stratejimizden taviz vermeden değer üretmeye devam edeceğiz.
Hayat bulduğumuz toprakların her bir ferdine değer katma anlayışımız ile sadece geleneksel bankacılıkta değil; dijitalleşme, yapay zekâ ve sürdürülebilirlik alanlarında da sektöre yön veren bir konuma ulaştık. Türkiye bilançosu için üstlendiğimiz sorumlulukla, ülkemizin ekonomik kalkınmasına ve toplumsal refahına sunduğumuz desteği her geçen gün daha da derinleştiriyoruz.
Önümüzdeki dönemde de teknolojinin tüm imkânlarını insan odaklı bankacılık anlayışımızla buluşturmaya, çevresel ve sosyal sorumluluklarımızın bilinciyle gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmak için projeler üretmeye ve hayata geçirmeye devam edeceğiz.
Bu vesileyle, 2025 yılında bize güven duyan müşterilerimiz ile hissedarlarımıza, başarılarımızın gerçek mimarı olan ve özveriyle çalışan tüm çalışma arkadaşlarıma, vizyoner liderliğiyle yolumuzu aydınlatan Yönetim Kurulumuza ve tüm paydaşlarımıza katkılarından dolayı en içten teşekkürlerimi sunarım.
Saygılarımla,
Abdi Serdar ÜSTÜNSALİH
Genel Müdür