KÜRESEL EKONOMİ
2025 yılı, küresel ekonomi açısından belirsizliklerin devam ettiği ancak genel makro istikrarın büyük ölçüde korunduğu bir yıl oldu. ABD’de yaşanan başkanlık değişiminin ardından ABD Başkanı Donald Trump’ın yürürlüğe koyduğu tarifelerin yarattığı negatif etkiye hızlı şekilde uyum sağlanması sayesinde küresel resesyonun önüne geçildi ve küresel ekonomi, kısa vadeli şoklara rağmen istikrarını korudu. OPEC+ üye ülkelerinin petrol üretimini artırmasıyla başlayan enerji fiyatlarındaki ivme kaybı, küresel enflasyonda yaşanan düşüş eğiliminin devam etmesine yol açtı. Yatırımcıların güvenli liman arayışı ve yılın ikinci yarısında artan risk iştahı, hisse senedi piyasalarında ve emtia fiyatlarında rekor seviyelere ulaşılmasını sağladı.
ABD’de 2025 yılı boyunca gündeme gelen hükümet kapanması riskleri, tarifeler ve korumacı ticaret politikaları ekonomik belirsizliği artırarak büyüme üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturdu. Bu ortamda ABD Merkez Bankası (Fed), sıkılaşmanın gecikmeli etkileri ve ekonomik aktivitedeki yavaşlama sinyalleri doğrultusunda sınırlı faiz indirimlerine devam etti, ancak tarifelerin maliyet kanalı üzerinden enflasyonist baskıları canlı tutmasıyla para politikasındaki toplantı bazlı temkinli duruşunu sürdürdü. İşgücü piyasasında istihdam artışı yavaşlarken, ücret artışlarının görece güçlü seyri iç talebi destekledi; ancak enflasyonun hedefe yakınsamasını zorlaştırdı. Politika belirsizlikleri ve korumacı eğilimler ABD’de büyümeyi sınırlayarak 2025 yılında %2,2 seviyesine düşürdü, enflasyonun ise yıl içinde düşüş göstermesine rağmen tarifelerin etkisiyle yılı %2,9 seviyesinde tamamlamasına neden oldu.
Avrupa’da 2025 yılında zayıf küresel talep, ticarette artan korumacı eğilimler ve jeopolitik belirsizlikler büyümeyi sınırlamaya devam etti. Enflasyondaki gerilemeye paralel olarak Avrupa Merkez Bankası (ECB) sınırlı faiz indirimlerine yönelirken, istihdam piyasaları genel olarak dayanıklılığını korudu. NATO üyesi ülkelerin savunma harcamalarına yönelik yatırımları artırma kararı, ilgili sektörlerde üretim ve yatırımları destekleyerek büyümeye katkı sağladı. Avrupa ülkeleri ekonomileri için gelecek yıllarda savunma sanayi yatırımlarının ekonomik büyümede etkili olması beklenmektedir. Bu çerçevede Euro Bölgesi’nde ekonomik büyüme, 2025 yılında finansal koşullardaki kademeli gevşeme ve kamu destekli yatırımların etkisiyle %1,5 ile geçtiğimiz yıla göre hızlanma kaydetti. Euro Bölgesi enflasyonunun 2025 yılında ECB’nin %2 olan hedefine gerilemesi, para politikasında kademeli gevşemeye alan açarak 2025 yılında Euro Bölgesi’nde büyüme görünümünü destekleyen temel unsurlardan biri oldu.
Asya tarafında, özellikle ABD ve Çin arasında yaşanan ticaret gerilimleri Çin’de talep koşullarında zayıf seyrin sürmesine ve dezenflasyonist baskılara neden olurken, yılın çeşitli zamanlarında ekonomik aktiviteyi desteklemek amacıyla kamu otoriteleri tarafından yeni teşvik paketleri açıklandı. Böylece Çin ekonomisi 2024 yılının ardından 2025 yılında da %5 büyüme göstermiştir. Japonya ekonomisi yıl içinde yaşanan başbakan değişikliğiyle Japonya’nın ilk kadın başbakanı Sanae Takaichi’nin göreve gelmesinin ardından belirttiği sorumlu ve etkin maliye politikasının etkisiyle 2025 yılında ılımlı büyüme gösterdi.
Küresel ekonomide 2025 yılı, faiz indirimleri ve politika farklılaşmalarıyla şekillendi.
Pandemi dönemi sonrası gelişen yeni konjonktür ve jeopolitik gelişmelerle yükselen enflasyonun etkilerinin azalmasıyla 2025 yılı, bir önceki yıl başlayan faiz indirim döngüsünün hızlandığı bir yıl oldu. Fed’in 2024 yılının sonunda başlattığı faiz indirimlerinin, 2025 yılında tarifelerin enflasyon üzerinde yarattığı baskı nedeniyle yavaşlasa da devam ettiği görüldü. 2025 yılına %4,5 faiz seviyesinde başlayan Fed, Eylül ayındaki toplantısından başlayarak son üç toplantısında 25 baz puan indirime giderek politika faizini %3,75 seviyesine indirdi.
2025 yılına %3,15 faiz seviyesinde başlayan ECB ise, yılın ilk dört toplantısında 25 baz puan indirime giderek yılı %2,15 politika faizi seviyesinde tamamladı. Yılın son dört toplantısında faizleri sabit tutan ECB, toplantı bazlı yaklaşımını sürdüreceğini sinyallerini vermeye devam etti. İngiltere Merkez Bankası (BoE) 2025 yılında toplamda 100 baz puan indirime gitti ve politika faizini %3,75 seviyesine indirmiş oldu.
2024 yılında olduğu gibi gelişmiş ülke merkez bankalarının uyguladıkları faiz indirim kararlarının aksine Japonya Merkez Bankası (BoJ), 2025 yılında da faiz artırımlarına devam etti. BoJ, 2025 yılında toplamda 65 baz puan faiz artırımına giderek faiz oranını %0,75’e yükseltti ve politika faizini 1995 yılından beri en yüksek seviyeye çekmiş oldu.
Gelişmekte olan ülkelerde 2025 yılında en yüksek faiz indirim adımlarını atan ülkeler Rusya, Arjantin ve Meksika oldu. Dünya genelinde pek çok gelişmiş ülke merkez bankasının faiz indirimine gittiği 2025 yılında, gelişmekte olan ülke merkez bankaları genel olarak bu eğilimi takip etse de ayrışan ülkeler de oldu. Buna göre Brezilya Merkez Bankası 2024 yılının Eylül ayından itibaren başladığı faiz artırımlarına 2025 yılında da devam ederek faiz oranını %15 seviyesine yükseltti.
TÜRKİYE EKONOMİSİ
2024 yılını %3,3 büyüme oranıyla tamamlayan Türkiye ekonomisi, 2025 yılında %3,6 büyüdü. Türkiye ekonomisi, 2025 yılında bir önceki yılın aynı çeyreğine göre, ilk çeyreğinde %2,5, ikinci çeyreğinde %4,7 ve üçüncü çeyreğinde %3,8 büyüme kaydetti. Ulusal Hesaplar Sistemi kapsamında gerçekleştirilen ana revizyonlar çerçevesinde TÜİK’in yıllık GSYH serisini 1995 yılına kadar geri çekmesi, ikinci çeyrek büyüme oranındaki artışta etkili oldu. Çeyrekler itibarıyla büyüme patikası, yılın ilk çeyreğine göre zayıf bir görünüm sergilerken, ikinci çeyrekte belirgin bir toparlanmaya, üçüncü çeyrekte ise daha dengeli bir görünüme yöneldi ve son çeyrekte %3,4 oranıyla ılımlı bir büyüme eğilimine işaret etti. 2025 yılı boyunca büyümenin ana belirleyicisi yurt içi talep olurken, talep koşullarındaki canlılık üretim tarafında özellikle inşaat ve hizmetler sektörlerinde belirginleşti. Üretim yöntemine göre cari fiyatlarla GSYH, 2025 yılında bir önceki yıla kıyasla %41,3 artarak 63 trilyon 20 milyar 906 milyon TL’ye ulaştı. Sektörel dağılım incelendiğinde, inşaat sektörü %10,8 ile en yüksek büyüme oranını kaydederken, hizmetler sektöründeki güçlü seyir de büyümeye önemli katkı sağladı. Buna karşılık tarım sektörü %8,8 oranında daralarak büyümeyi sınırladı. Harcama yöntemiyle değerlendirildiğinde, 2025 yılında hanehalkı tüketimi bir önceki yıla göre %4,1 oranında artarak büyümeyi desteklerken, yatırımlar %7’lik genişleme ile güçlü bir performans sergiledi. Kamu tüketiminin katkısı ise sınırlı kaldı. İhracattaki daralma ve ithalattaki artış sonucunda net ihracat kanalı büyümeyi aşağı yönlü etkiledi. Böylece Türkiye ekonomisi, 2025 yılının tamamında %3,3 olan Orta Vadeli Program (OVP) hedefinin üzerinde %3,6 büyüdü.
Tüketici enflasyonu Aralık ayında aylık bazda %0,89 artarken, 2025 yılında %30,89’a gerilemiş oldu.
2024 yılını %44,38 seviyesinde tamamlayan enflasyon, 2025 yılında da kademeli yavaşlama eğilimini sürdürdü. Sıkı para politikasının zaman içinde etkisini göstermesi, iç talepteki dengelenme ve hizmet enflasyonunda gözlenen yavaşlama sinyalleri, yıl boyunca enflasyondaki kademeli gerilemede belirleyici oldu. Yıl genelinde ücret artışları, vergi ve ÖTV düzenlemeleri ile elektrik, doğal gaz ve akaryakıt fiyatlarında yapılan ayarlamalar ile zirai don ve kuraklık gibi hava koşullarına bağlı gelişmeler, belirli aylarda enflasyondaki yükselişi destekledi. Bununla birlikte, söz konusu etkilerin genel enflasyon görünümü üzerindeki yansımalarının sınırlı kaldığı izlendi. Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) Aralık ayında %1 olan beklentilerin altında aylık bazda %0,89 arttı. Böylelikle 2025 yıl sonu enflasyonu %30,89 olarak gerçekleşirken, yıllık enflasyon 2024 yıl sonundaki %44,38 seviyesinden 2025 yılında 13,49 puan gerilemiş oldu. Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) ise Aralık’ta bir önceki aya göre %0,75 artarken, yıllık bazda Kasım’daki %27,23 seviyesinden Aralık’ta %27,67’ye yükseldi. Yİ-ÜFE 2025 yılının Nisan ayında %22,50 ile Kasım 2020’den bu yana en düşük seviyesini görmüştü. Yıllık Yİ-ÜFE, yıl genelinde yatay bir seyir izleyerek yıl başı seviyelerine yakın kaldı. Bu görünüm, dezenflasyon sürecinin kademeli ve kontrollü şekilde ilerlediğine işaret etti.
TCMB politika faiz oranını 2025 yılının tamamında 9,5 puan düşürdü.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 2025 yılında para politikası kararlarını enflasyon görünümü odaklı, ihtiyatlı ve toplantı bazlı bir çerçevede şekillendirirken; dezenflasyon sürecini desteklemek ve finansal istikrarı korumak amacıyla, enflasyon görünümüne bağlı olarak politika faizinde yön değişikliklerine gitti. Yıla, Aralık 2024’te başlatılan faiz indirim sürecinin devamı niteliğinde başlayan TCMB, Ocak ve Mart aylarında toplam 500 baz puanlık indirimle politika faizini %42,5 seviyesine çekti. Bu süreçte Kurul, enflasyonda kalıcı düşüş sağlanana kadar sıkı para politikası duruşunun sürdürüleceğini vurgularken; yurt içi talepte dengelenme, Türk lirasında reel değerlenme ve beklentilerdeki iyileşmenin dezenflasyon sürecini desteklediğine dikkat çekti. Nisan ayında TCMB, enflasyonun ana eğiliminde kalıcı düşüşe ilişkin belirsizliklerin sürmesi ve yurt içi talep koşullarının dezenflasyon sürecine verdiği desteğin zayıflaması üzerine, beklentilerin üzerinde 350 baz puanlık artışla politika faizini %46’ya yükseltti. Karar metninde, temel mal enflasyonunun finansal piyasa gelişmeleri nedeniyle Nisan ayında sınırlı artış gösterebileceği, hizmet enflasyonunun ise görece yatay seyredeceği ifade edilirken; küresel ticarette artan korumacı eğilimlerin dezenflasyon süreci üzerindeki olası etkilerinin yakından izleneceği vurgulandı. Yılın ikinci yarısında dezenflasyon sürecine ilişkin iyileşme sinyalleri ve talep koşullarındaki zayıflama doğrultusunda TCMB, Temmuz ayında beklentilerin üzerinde 300 baz puanlık indirimle politika faizini %43’e çekti. Eylül, Ekim ve Aralık aylarında devam eden kademeli indirimlerle birlikte politika faizi yıl sonunda %38 seviyesine geriledi. Söz konusu süreçte Kurul, adımların büyüklüğünün enflasyon gerçekleşmeleri, ana eğilim ve beklentilerle uyumlu şekilde belirleneceğini vurgularken; enflasyon görünümünün ara hedeflerden belirgin sapma göstermesi halinde para politikası duruşunun yeniden sıkılaştırılabileceği mesajını korudu. TCMB, 2025 yılı boyunca fiyat istikrarı hedefi doğrultusunda öngörülebilir, veri odaklı ve ihtiyatlı bir para politikası duruşu izledi.
2025 yılında cari işlemler açığı önceki yıla göre genişledi.
Yılın ilk yarısında küresel ticaretteki belirsizlikler, ithalattaki artış eğilimi ve altın ithalatındaki güçlü seyir cari açığın genişlemesine neden oldu. Yılın ilk yarısında açık veren cari işlemler dengesi, mevsimsel etkileri izlediğimiz turizm ve taşımacılık gelirlerinin de desteğiyle Temmuz-Ekim döneminde fazla verdi. Bu dönemde net hizmetler gelirindeki güçlenme dış ticaret açığındaki genişlemeyi telafi etti. Ancak Kasım ve Aralık aylarında hizmet gelirlerindeki yıllık bazda gerileme ve dış ticaret açığındaki artış nedeniyle cari denge yeniden açık verdi. Böylece 2025 yılında cari açık, hizmetler dengesinden gelen olumlu etkiye rağmen dış ticaret açığındaki artış ve birincil gelir dengesindeki genişlemenin etkisiyle Orta Vadeli Program’da öngörülen 22,6 milyar ABD Doları seviyesinin üzerinde 25,2 milyar ABD Doları olarak gerçekleşti.
Bütçe dengesinde yıl boyunca değişken bir görünüm izlendi.
2025 yılının ilk yarısında merkezi yönetim bütçesi, faiz giderleri ve cari transfer kalemlerinin etkisiyle zayıf seyrederken, ikinci yarıda dönemsel vergi tahsilatlarına bağlı olarak bütçe dengesi aylık bazda değişkenlik gösterdi. Yılın başında (özellikle Şubat-Mart) faiz giderlerindeki sert artış ve cari transferler (SGK, KİT görevlendirme giderleri) bütçe açığını büyütürken; gelir tarafında gelir vergisi, dâhilde KDV ve ÖTV tahsilatı güçlü kaldı. Mayıs ve özellikle Ağustos’ta kurumlar vergisi başta olmak üzere dönemsel tahsilatlar bütçe dengesine destek verdi; Eylül-Ekim döneminde giderlerdeki güçlü artış, bütçe dengesinin yeniden açığa dönmesine neden oldu. Kasım ayında bütçe dengesi 169,5 milyar TL fazla verirken, faiz dışı denge 287,4 milyar TL fazla verdi. Yılın son verisi olan Aralık ayında merkezi yönetim bütçesi 528,1 milyar TL açık verdi. Böylece 2025 yılı Ocak-Aralık döneminde merkezi yönetim bütçe açığı, yıllık bazda yaklaşık 307 milyar TL azalarak 1 trilyon 799,1 milyar TL’ye geriledi. 2025 yılında bütçe açığı 1 trilyon 799,1 milyar TL gerçekleşerek 1 trilyon 930,7 milyar TL olan hedefin ve Orta Vadeli Program (OVP)’da belirlenen 2 trilyon 208,3 milyar TL olan tahminin altında kaldı. Böylece, 2025 yılı için, bütçe açığı/GSYH’nin OVP’de belirtilen %3,6’nın altında gerçekleşeceği tahmin edilmektedir.
S&P, 25 Nisan’daki kararında uzun vadeli kredi notunu “BB-” olarak teyit etti ve 17 Ekim’deki gözden geçirmede bir güncellemeye gitmedi.Fitch, Türkiye’nin kredi notunu “BB-”, görünümünü “durağan” olarak korudu; yüksek enflasyon (2025: %28, 2026: %21), düşük dış likidite ve zayıf yönetişimi risk olarak gösterirken, büyümenin 2025’te %2,9’a yavaşlayıp 2026’da %3,5’e, 2027’de %4,2’ye yükselmesini beklediklerini belirtti.
Moody’s, Türkiye’nin kredi notunu B1’den Ba3’e yükseltip görünümünü pozitiften durağana çekerken; bu artışta Merkez Bankası’nın enflasyonu kalıcı biçimde düşüren ve Türk Lirası’na güveni artıran sıkı para politikasına bağlılığını ve politika yapma kapasitesindeki iyileşmeyi gerekçe gösterdi.
Moody’s hariç, uluslararası kredi derecelendirme kuruluşları Türkiye’nin kredi notu ve görünümünde değişikliğe gitmedi.
| Kuruluş | Not | Son Gözden Geçirme Tarihi | Görünüm | Eski Karar |
| S&P | BB- | 17 Ekim 2025 | Durağan | BB-/Durağan |
| Fitch | BB- | 25 Temmuz 2025 | Durağan | BB-/Durağan |
| Moody's | Ba3 | 25 Temmuz 2025 | Durağan | B1/Pozitif |
BANKACILIK SEKTÖRÜ
2024 yılındaki parasal sıkılaşma 2025 yılının ilk çeyreğinde de devam etti. Yılın ikinci yarısında başlayan para politikasındaki gevşeme, gecikmeli ve sınırlı olsa da kredi faizlerine düşüş olarak yansıdı. Dolayısıyla, kredilerin yıllık artış hızında bir miktar yükseliş görüldü. Böylece, 2024 yıl sonunda %37,47 olan kredilerin yıllık artış hızı 2025 yıl sonunda %44,08’e yükseldi. 2024 yıl sonunda %31,6 olan MDP’nin yıllık artış hızı 2025’te %34,2’ye yükseldi. Böylece aktiflerin yıllık artış hızı 2024 yıl sonundaki %38,7’den 2025 yıl sonunda %43,7’ye yükseldi.
Bankaların önemli fon kaynaklarından olan mevduat, 2024 yıl sonundaki %27,3’ten 2025 yıl sonunda %44,03’e yükseldi. Söz konusu artışta, YP mevduatın yıllık artış hızındaki yükseliş belirleyici oldu. TP mevduatın yılın ilk çeyreğinde güçlü seyretmesine karşın ikinci çeyrek itibarıyla azalışında ise para piyasası fonlarına yöneliş etkili oldu. 2025 yılında mevduat dışı kaynaklardaki (MDK) artışın ise dalgalı seyrettiği görüldü. 2025 yılının ikinci yarısı itibarıyla TCMB’nin genişletici para politikası izlemesinin gecikmeli ve sınırlı etkileri sonucu mevduat faizlerinde bir miktar düşüş görüldü. 2024 yılını %65,9 ile tamamlayan MDK, 2025 yıl sonunda %43,4’e geriledi.
2024 yılında yaşanan gerilemeye karşın 2025 yılında kârın yıllık artış hızında yükseliş görüldü. Böylece 2024 yılında %6,4 oranında artan sektörün dönem net kârı 2025 yılında %42,4 artış gösterdi. 2024 yıl sonunda %19,72 olarak gerçekleşen sermaye yeterliliği rasyosu ise 2025 yılında %19,69 olarak gerçekleşti.